Yücelerden Kafile
Kozmik görevde bulunmuş 124.000 gönderilmiş peygamber tavrında veya meşrebinde bir veli bulunduğu için, bir şekilde faydalandığım 124 âlim ve/veya hâl sahibi, bazen de farklı şahsiyet sahiplerinin hayatlarını özetleme duygusu ile, Nuhiyyet ve İbrahimiyyet hakikatlerini idrak etme çabası içerisinde bir dönemde; Övgü ( Sena ) Şiirleri...
Mayıs 2014'de bir telefon aldım kızımdan... Hazırlanacak Yunus Emre programının jeneriği için aradı ve Yunus Emre için yazılmış şiir biliyor musun dedi... Arama motorlarına bak benim ezberim ve bilgim yetersiz dedim... O da baktığını ve iki tane bulduğunu ama daha çok lazım olduğunu söylemişti. Şair değilim. Ama hemen yardımcı olmak için yazmayı deneyip gönderdim... Gabriel Garcia Marquez'in okumakta olduğum Yazmak İçin Yaşamak kitabının üslubundan etkilenerek amatörce yazma arzum tetiklendi... Kitap okuduğum cafe/kitapevinde... Kalemim yok... Bir kalem almak istedim... Kurşun kalem, bulduğumda 6-7 lira zannederken beğendiğim kalemin 111 lira olduğunu söylediler... Ama dediler bir de kutusu var... Kutu üzerinde Kaweco yazıyor... Japon gibi isimli Alman kalemi... Ama K harfi şöyle:

Hani Nun vel Kalem (Mümkünat mürekkebi Hokkası ve Kalem...) dercesine bir fikir zihnimden geçti... Üzerinde de İngilizce olarak License to Write yazıyor (yazma lisansı... Yazmaya ehil... der gibi...) Her rakamı 1 olan kalemi almak şart oldu.
Bir kez daha şiir denemesi yapmış ve aşk yolu hakkında bir şeyler soran Japon sanatçı arkadaşıma okumuştum, o da onu 22. müzik albümünde Aşk Dediğin Odur ki... adıyla parçalardan birisi olarak bestelemiş hatta posta yoluyla telif ücreti gönderip beni şaşırtmış idi... Efendimiz için tek bir şiir yazdım onu da bestelediler... Ne diyeyim bilmiyorum... Bir iyiliğe niyet edip cennete girmek gibi bir şey.
Bu kitap; kendilerinden çok şey öğrendiğim; edebî, tarihî, felsefî ve manevi okumalar sırasında istifade ettiğim alim, hâl sahibi ya da farklılığı olan zatların hayatını özetlemeye çalışan bir eserdir. 124.000 peygamber rakamından mülhem '124' gibi bir çıkarsamayla, aklıma gelen sıra ile 12 günde, 12'şer dizeden oluşan şiirler olarak ortaya çıkmış oldu. Kalem, 'Onlar; Yusuf Suresi'nin 12. sure ve 111 ayet olması gibi mutlak birlik düşüncesine inanmış insanlardır.' dedi. Nitekim İsra Suresi de 111 ayettir.
Kitaba Göz Atın
Dali’nin
Kozmik Rüyalarındaki
Tanıklığı
Meryem Suresi’ndeki Kâf Hâ Yâ Ayn Sad esintileri ve böylece İseviyyet eğitim mertebesi formatı ile Dali’nin, gördüğünü söylediği kozmik rüya ilhamlarıyla yaptığı resimlerinin; Hakikat kaynağı Kur’ân-ı Hakîm, Mecîd, Hakem, Alîm, Azîz, Adil, Kerîm, Azîm, Mübîn, Refîk ve Vedûd isimleriyle değerlendirilmesiyle, sanat âleminde bir ruhi ve insanlık mertebeleri yolculuğu…
Yani, “Hayatı Sanata Dönüştürmek” ya da Yaşama Sanatı
Hz. Muhammed’in “Rabbim bana eşyanın hakikatini göster” duası meşhurdur. Duanın kabulüyle kendisine en üst düzeyde verilen ve devam ettirilen müşahedeler ise bizler tarafından bilinmez. Eşyanın Hakikatine dair bilgi, Allah’ın rahmetinden varlığa getirmiş olduğu yaratılmışların, O’nun kendi özünden sırrın her zerreye sirayet etmesi ile ilgili olsa gerektir. Böylece varlıklar ve/veya eşya, “Hak” ismi ile tecelli ederek zuhura çıktı. Duyumsama ve idrak sınırları kısıtlı insanlar için, ilmin yeterli olmadığı durumlarda, biraz rüyalar, sonra zuhur, tecelliler ve müşahedeler hakikat yolcusu insanlara en önemli bilgileri aktarırlar.
Dali ise kendi mertebesindeki şahitlikleri vesilesiyle kendisine “deli” denileceğini biliyordu. Nitekim, “Dali ile deli arasındaki fark, benim deli olmamamdır,” demiş, perdeleme olarak da rüya görme metodolojisi diye bir gerekçe öne sürmüştür. Peygamberimiz İsra ve Miraçtan, en yüce müşahedelerle döndüğünde, “Rabbini gördün mü?” diye sorulunca “O bir nurdur, nasıl görebilirim ki. Ben nur gördüm,” dediği rivayet edilmiştir. Dikkat edilirse soru, “Rabbini gördün mü?”dür, “Allah’ı gördün mü?” değil. Yani, nur görüntüleri, Rububiyet mertebesinden dünyamıza kadar olan mertebelerde görülür. Daha üst mertebeler, ruha ait olsa gerektir. Ve tabii soru: Eşyanın Hakikati Nedir?
Peki neden Dali? Allah dilediğini dilediğine verir, ama Dali’nin sürrealizm adı altında neredeyse pervasızca bazı şeyleri açığa vurması ve süper resmetmesi sanat liyakatinin ölçüsüdür.
Kur’an-ı Kerim’de en güzel kıssa diye anlatılan 12. Yusuf Suresi müthiş bir REALİTE’yi anlatır. Hakikat Yolu’nda olaylar, rüyalar, görüntüler her daim tabir edilmeye, yorumlanmaya muhtaçtır. Yusuf Suresi’nde 3 ayrı Rüya Gerçekliğinden, Realitesinden bahsedilir:
1. Hz. Yusuf’un rüyası, 2. Hapisteki iki mahkûmun rüyası, 3. Firavun ya da Mısır Kralının rüyası. Dali’nin, Kozmik Rüyalar bazı resimlerimin kaynağıdır dediği, gördüklerinin “bilinçaltı” değil, “üst bilinç” ile yorumlanması gereği açısından Yusuf Suresi’ndeki birkaç ayeti hatırlayalım:
12:100 “... daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur...”
12.101 “Rabbim gerçekten bana... ...verdin, bana sözlerin, rüyaların ve olayların yorumunu öğrettin...”
12:102 “İşte bu gayb haberlerindendir...”
Kitabın hedeflediği metot ve ruh; Zahir, Batın, Had ve Matlaı çizgisinden ayrılmadan, şair ve düşünür Muhammed İkbal’in dizesinin açılımıdır:
“Hz. Muhammed alem rüyasının tabiridir.”
Kitaba Göz Atın
Şehadet Sayfaları ya da Emirlerin Hikmetleri
İki Denizin birleştiği yerde, Ta Sin Mim özünden Museviyyet mertebesi idraki çabası içerisinde Fuji Dağı’nın Şahit Ol Diye, İki Nun oğlu ya mim sin’e Anlattıkları
Zahir ve batın hayat ve evreni dengeli biçimde “OKU”yabilmek için, “İki Denizin Birleştiği”, Berzaha ulaşmak her zaman fantastik idealimdi.
Ancak, kıssadaki Hz. Musa, Hz. Yuşa (genel kanı) ve Hz. Hızır (genel kanı) olmayan bizler için geriye “denize doğru YOL bulan” “Balık” dirilmesi gerçekleşebilir, ki bu da büyük bir lütuftur. Kıssanın diğer kahramanlarına ait detaylardan ise bizim için safa ve zevk hasıl olur.
Berzahta, Museviyyet Eğitim Mertebesi hakikatleri öğrenilebilir. Ne kadar yetenek ve nasip var ise elbette. Yegâne mümkün rol için, ben de kendimi denizin dalgalarına bırakıp yüzmeye çalıştım. Hem Nun (Arapça Balık) anlamı hem de harf ilmi ile iki NUN (Nadir ve Necla) evladı olmanın kaderî etkisi var mıdır, bilmiyorum?
“Siz dağları cansız/hareketsiz zannedersiniz” ve “Biz Dağları yeryüzüne kazıklar olarak diktik” buyruklarının işaret ettiklerinden Dağların Fuji’si, Ta Sin Mim sırlarından öğrenmem ve paylaşmam için, “Tayin edilen vakitlerde” “kırk defa” yapılan sohbetlerde tarihi hakikat kıssaları ve hikmetler anlattı. Bu kitabın hikâyesi böyle oluştu.
Fuji Dağı’yla Konuştum
Âdemiyet ve Nûhiyyet idrakleri arasındaki eğitimlerin olduğunu düşündüğüm zamanlarda; Ego’ya çobanlık yapmanın zevk hâline dönüştürülmesi ödevlerinden ’dağları tanıma’ ve sefer etme çabalarının olduğu zamanları anmak ve paylaşmak için kaleme alındı.
Tokyo’da, üşümekten harap olduğumuz bir gecede, beş .lm sinemasında, Hal Ashby’nin yönettiği ve Peter Seller’ın oynadığı "Being There" (Türkçeye "Bahçıvan" adıyla çevrildi) .lmini izlemiştik. İnsanın kendini keşfetmesine olan inancımla, İstanbul’a döndükten sonra, küçük bir bahçe edinip, çeşit çeşit ağaçlar ve çiçekler ektim. Bir gün, o sıralarda çalıştığım şirket için ambar yöneticisi aranırken, aday olarak gelen beyin V’sinde hobiler arasında bahçeciliği de gördüm. Çok da hazzetmemiş gibi yaparak, "Bu bahçecilik de nedir," dedim. "Keşke yazmasaydım," der gibi bir ifadeyle, "Ben," dedi, "efendim çiçekleri severim." "Öyle mi," dedim, "peki bu işte ne kadar iyisindir?" "Söyleyeyim mi, söylemeyeyim mi," diye gözlerimin içine bakarak, "Ben," dedi, "çiçeklerle konuşurum." "O zaman iş senindir," dedim. "Ben mi seçildim?" diye sordu. "Kıymetlerimizi emanet etmek için, çiçek ya da kuş dili bilen birisinden daha emin kim vardır ki," dedim.
İçimde dağlanan bir sevinçle, inerek, çıkarak, düşerek, kalkarak, bazı gün ve gecelerde ben de Fuji Dağı’yla konuştum. O Fuji Dağı ki, "Güneş ve Ay insanın içine doğarsa, ne kadar güzeldir," der, Hokusay’ın ünlü tablosundaki Fuji Dağı. Dağ gibi köpük dalgalarının ufkunda, sanki uzakta ve gizlenmiş duran, ama onların öykündüğü ve hakikatleri olan Fuji Dağı.
BEN, FUJİ DAĞI’YLA KONUŞTUM.